Travesti Süreyya’nın Yahya Kaptan’da Kimseye Anlatmadığı O Gece

Travesti Süreyya’nın Yahya Kaptan’da Kimseye Anlatmadığı O Gece

İnsan bazen yıllarca sakladığı bir şeyi hiç tanımadığı birine anlatabiliyor. Süreyya’yla konuşurken bunu bir kez daha anladım. İzmit’in Yahya Kaptan semtinde yaşayan Süreyya, normalde oldukça konuşkan biri. Gülmeyi seviyor, espri yapıyor, hatta bazen kendi anlattığı şakaya herkesten önce kendisi gülüyor. Ama konu birkaç yıl önce yaşadığı o geceye gelince yüzündeki ifade bir anda değişti.“Bak, bunu daha önce kimseye anlatmadım,” dedi. “Çünkü anlatsam kimse inanmaz diye düşündüm.”

Her Şey Sıradan Bir Akşamla Başlamış

O gün Süreyya’nın herhangi bir planı yokmuş. Evde biraz müzik dinlemiş, kendine kahve hazırlamış. Sonra telefonuna hiç beklemediği bir mesaj gelmiş.

Mesajı gönderen kişi, yaklaşık on yıldır görüşmediği eski bir arkadaşıymış. Üstelik mesaj oldukça tuhafmış: “Süreyya, seninle konuşmam gerekiyor. Bu gece olmazsa bir daha cesaret edemem.”

İlk başta önemsememiş. Hatta yanlış kişiye gönderildiğini düşünmüş. Ama birkaç dakika sonra ikinci mesaj gelmiş.

“Bazı insanlar hayatından çıkıyor ama hikâyenden hiç çıkmıyor. O gece bunu anladım.”

Yahya Kaptan’daki Beklenmedik Karşılaşma

Süreyya, biraz düşündükten sonra buluşmayı kabul etmiş. Yahya Kaptan’da sakin bir yerde görüşmek üzere anlaşmışlar. Hava serinmiş, sokaklar da her zamankinden sessiz görünüyormuş.

“Gittiğimde onu hemen tanıdım,” diye anlatıyor Süreyya. “Ama yüzü değişmişti. Sanki yıllardır söylemek istediği bir şey varmış da o kelimeleri bir türlü bulamıyormuş gibiydi.”

Karşısındaki kişi uzun süre konuşamamış. Sonra çantasından küçük, eski bir zarf çıkarmış.

Süreyya zarfı görünce şaşırmış. Çünkü üzerindeki el yazısını tanıyormuş. Yıllar önce kendisinin yazdığı ama hiçbir zaman gönderemediğini düşündüğü bir mektupmuş bu.

Peki Mektupta Ne Yazıyordu?

Burada Süreyya bir süre sustu. Kahvesinden bir yudum aldı ve gülümseyerek başını salladı.

“İçinde büyük bir aşk itirafı falan yoktu,” dedi. “Daha garip bir şey vardı. Ben o mektupta birinden özür dilemiştim. Ama mektubu göndermeye cesaret edemediğim için yıllarca kendimi suçlamıştım.”

Meğer mektup yıllar önce yanlışlıkla ortak bir arkadaşlarının eline geçmiş. O da sahibine ulaştırmak yerine saklamış. Aradan geçen zamanın ardından, mektubu gerçek sahibine ulaştırmaya karar vermiş.

Ancak Süreyya’yı asıl şaşırtan şey zarfın içindeki ikinci kâğıtmış.

Süreyya’nın Unutamadığı Cümle

“Sen benden özür dilemeden çok önce ben seni affetmiştim. Keşke bunu sana o zaman söyleyebilseydim.”

O Geceden Sonra Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmamış

Süreyya anlatırken gözleri doldu. Ama bu kez üzgün görünmüyordu. Daha çok, uzun zamandır taşıdığı bir yükü nihayet bırakmış gibiydi.

“Düşünsene,” dedi. “On yıl boyunca bir insanın sana kızgın olduğunu sanıyorsun. Sonra bir gece öğreniyorsun ki aslında seni çoktan affetmiş. İnsan böyle şeyleri yaşayınca geçmişe başka türlü bakıyor.”

O gece saatlerce konuşmuşlar. Eski günleri hatırlamış, bazen gülmüş, bazen de sessiz kalmışlar. Süreyya eve döndüğünde sabah olmak üzereymiş.

Fakat ertesi gün onu bekleyen bir sürpriz daha varmış.

Sabah Kapısının Önünde Ne Buldu?

Süreyya sabah uyandığında telefonunda kısa bir mesaj görmüş. Gece buluştuğu arkadaşı yalnızca şunu yazmış:

“Dün gece konuşabildiğimiz için teşekkür ederim. Artık ikimiz de geçmişi geride bırakabiliriz.”

Kapısının önünde ise küçük bir paket varmış. İçinden yıllar önce birlikte çektirdikleri bir fotoğraf çıkmış. Fotoğrafın arkasına yalnızca bir tarih ve iki kelime yazılmış:

“Güzel günlerdi.”

“İşte o zaman ağladım,” diyor Süreyya. “Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey uzun uzun açıklamalar değil, küçücük bir hatırlanma duygusu.”

Süreyya Bugün O Geceyi Nasıl Hatırlıyor?

Şimdi aradan zaman geçmiş. Süreyya hâlâ Yahya Kaptan’da yaşamını sürdürüyor. Günlük hayatına devam ediyor, arkadaşlarıyla buluşuyor, yeni insanlarla tanışıyor. Ama o eski fotoğrafı hâlâ saklıyor.

“Biliyor musun, ben artık insanlara kırgın kalmamaya çalışıyorum,” dedi sohbetimizin sonunda. “Çünkü yarın ne olacağını bilmiyoruz. Birine söylemek istediğin güzel bir şey varsa bugün söylemek lazım.”

Sonra her zamanki neşeli hâline döndü ve gülerek ekledi:

“Ama sakın bunu anlatınca beni çok duygusal biri sanmasınlar. Ben hâlâ aynı Süreyya’yım!”

Bir Gecenin Ardından Kalanlar

İzmit’in Yahya Kaptan semtinde geçen bu hikâye, bazen yıllardır cevaplanmamış soruların hiç beklenmedik bir anda karşılık bulabileceğini hatırlatıyor. Süreyya için o gece büyük bir olaydan çok, geçmişiyle barışabildiği küçük ama unutulmaz bir dönüm noktası olmuş.

 

Travesti Süreyya’nın Yahya Kaptan’da Kimseye Anlatmadığı O Gece

İzmit’in Yahya Kaptan semtinde yaşayan Süreyya’yla sohbetimiz aslında oldukça neşeli başladı. Kahvesini hazırladı, telefonunu sessize aldı ve daha ilk dakikada espriyi patlattı: “Bana zor sorular sormayın, sonra bütün mahalle beni konuşur!”

Ama yıllar önce yaşadığı bir geceyi sorduğumuzda bir anda ciddileşti. Bir süre düşündü, ardından “Madem başladık, anlatayım,” dedi. İşte Süreyya’yla geçmişten gelen bir mektup, beklenmedik bir karşılaşma ve yarım kalmış dostluklar üzerine sohbetimiz.

Süreyya ile Özel Röportaj

— Önce seni biraz tanıyalım. Nasıl birisin?

— Ben aslında çok neşeli bir insanım. Evde müzik eksik olmaz. Kahvemi içerim, arkadaşlarımla konuşurum. Ama bazen de kendi köşeme çekilmek isterim. Herkes beni sürekli gülen biri sanıyor. Oysa benim de kafama taktığım şeyler oluyor tabii.

— Yahya Kaptan’da yaşamayı seviyor musun?

— Seviyorum. İzmit’in bu tarafına alıştım artık. Bir yere giderken tanıdık bir yüz görmek güzel. Bazen dışarı çıkıp yürümek bile insanın kafasını dağıtıyor. Benim için önemli olan yaşadığım yerde kendimi rahat hissetmek.

— Gelelim kimseye anlatmadığın o geceye. Ne olmuştu?

— Ay, şimdi nereden başlayacağım? Yıllar önce çok yakın olduğum bir arkadaşımla aramız bozulmuştu. Öyle büyük bir kavga da değildi aslında. Yanlış anlaşılmalar, gurur, söylenmeyen sözler… Sonra birbirimizden uzaklaştık. Bir daha da konuşmadık.

— Peki yıllar sonra ne değişti?

— Bir akşam telefonuma mesaj geldi. Numara kayıtlı değildi ama yazış şeklinden kim olduğunu anladım. “Seninle görüşmem gerekiyor,” yazmış. İlk başta cevap vermedim. Sonra düşündüm, insan geçmişinden daha ne kadar kaçabilir ki?

“Bazen insan birine kızdığını sanıyor. Sonra fark ediyor ki aslında en çok kendine kırgın.”

Yıllar Sonra Gelen Buluşma Teklifi

— Buluşmaya giderken heyecanlandın mı?

— Hem de nasıl! Evden çıkmadan üç kere vazgeçtim. Bir ara kendi kendime “Süreyya, otur evinde, ne işin var?” dedim. Sonra merakıma yenildim. Giyindim, çıktım. Hatta yolda kendi kendime konuşuyordum, gören olsa deli sanırdı!

— Karşılaştığınızda ilk ne söyledi?

— Hiçbir şey. Önce birbirimize baktık. Sonra gülümsedi. “Sen hiç değişmemişsin,” dedi. Ben de “Sen de hâlâ geç kalıyorsun,” dedim. İkimiz de güldük. O kadar yılın ardından ilk konuşmamız böyle oldu.

— Sonra sana bir mektup verdiği doğru mu?

— Evet. Çantasından eski bir zarf çıkardı. Üzerindeki yazıyı görünce şaşırdım. Çünkü o mektubu yıllar önce ben yazmıştım. Ama göndermediğimi sanıyordum. Nasıl eline geçtiğini öğrenince daha da şaşırdım.

— Mektupta ne vardı?

— Özür dilemiştim. O zaman söyleyemediğim şeyleri yazmıştım. İnsan gençken gurur yapıyor. Bir telefon açsa bitecek mesele yıllarca içinde kalıyor. Ben de öyle yapmışım.

Süreyya’nın Unutamadığı Söz

“Bana ‘Ben seni zaten affetmiştim’ dedi. İşte o anda ne diyeceğimi bilemedim. Yıllarca boşuna üzülmüşüm.”

O Geceyi Unutulmaz Yapan Ne Oldu?

— O konuşmadan sonra ne hissettin?

— Hafifledim. Gerçekten öyle. Sanki sırtımda yıllardır taşıdığım bir çanta varmış da birisi almış gibi. Hem güldük hem ağladık. Eski günleri konuştuk. Bir ara saate baktım, gece nasıl geçmiş anlamamışım.

— Peki bu hikâyeyi neden bugüne kadar anlatmadın?

— Çünkü bazı şeyler insanın içinde kalsın istiyorsun. Herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Bir de açıkçası anlatınca o gecenin büyüsü bozulacak sandım. Şimdi düşününce komik geliyor ama o zaman öyle hissediyordum.

— Arkadaşınla hâlâ görüşüyor musunuz?

— Eskisi kadar sık değil. Ama artık birbirimizi arayabiliyoruz. Bayramda mesaj atıyoruz, bazen kahve içiyoruz. Her şeyin eskisi gibi olması gerekmiyor. Aramızdaki kırgınlığın bitmesi bile bana yetti.

— O geceden aklında kalan en küçük ayrıntı ne?

— Kahvemin soğuması! İnanır mısın, o kadar konuşmuşuz ki fincana dokunmamışım. Bir de eve dönerken sokakların sessizliği aklımda. O sessizlik bana ilk kez huzurlu gelmişti.

Süreyya’nın Hayata Bakışı Değişmiş mi?

— Bugünkü Süreyya, geçmişteki Süreyya’ya ne söylerdi?

— Bu kadar inatçı olma derdim. Her şeyi gurur meselesi yapma. İnsan bazen haklı olsa bile konuşmayı bilmeli. Ben bunu biraz geç öğrendim.

— Peki aşk ve dostluk konusunda hâlâ aynı mı düşünüyorsun?

— Dostluk benim için çok kıymetli. Aşk da öyle ama insan önce kendisiyle iyi geçinmeyi öğrenmeli. Kendini sevmiyorsan başkasının sevgisini de anlamakta zorlanıyorsun. Ben artık huzurumu daha çok önemsiyorum.

— Son olarak seni tanımak isteyenlere ne söylemek istersin?

— Beni tanımak kolay ama anlamak biraz zaman alır! Şaka bir yana, insanları hemen yargılamasınlar. Herkesin dışarıdan görünmeyen bir hikâyesi var. Benim de var işte. Bugün bir tanesini anlattım.

Sohbetin Ardından

Süreyya’yla konuşmamız bittiğinde yine gülüyordu. Ama bu kez yüzünde başka bir rahatlık vardı. Yahya Kaptan’da başlayan o beklenmedik buluşma, onun için geçmişi geride bırakmanın bir yoluna dönüşmüş. Bazen yıllarca beklenen bir cevap, yalnızca birkaç cümleden ibaret olabiliyor.